Girit efsanelerinde Ariadne, labirentte yönünü kaybedenlere görünmez bir rehberlik sunar.Theseus, Minotauros’u öldürmek için o korkutucu labirente girmeden önce Ariadne ona bir ip uzatır.
Bir uçlabirentin girişine bağlanır,diğer uç Theseus’un elindedir.
Ve o ip, karanlıkta yön veren tek şey olur.
Mitin asıl sırrı şudur:
Theseus karanlığı yenmez.Karanlıkta yolunu bulan Ariadne’nin bilgeliğidir.
Bu yüzden modern psikoloji ve mitoloji, “iç rehberlik” için Ariadne’nin İpi metaforunu kullanır.
Labirent, dış dünyanın değil; zihnin, kalbin ve bilinçdışının haritasıdır.
Düşünceler, korkular, çelişkiler, eski inançlar…Hepsi labirentin kıvrımlarıdır.
“Ben kimim?”“Ne istiyorum?”“Bu hayat benim mi?”Bu sorular labirentin duvarlarında çarparak çoğalır.
Kadının yüzleşmekten çekindiği şey, labirentin merkezinde saklıdır.Mit bunu Minotauros ile sembolize eder.
Labirentten çıkmak ise yeni bir benliğin doğumudur.
Bu alan, bir kadının hayatında “dışarıdan yazılmış kaderden çıkıp kendi kaderine yönelme” anıdır.
Dış dünyanın sesi sustuğunda, kadın içindeki çok ince ama çok gerçek sesi duymaya başlar.
Kalbin ne söylediğini anlamak; zihnin neyi sakladığını görmek.
Kadın, kendisi için karar verme hakkını geri alır.
Arayış burada netleşir:kimin için yaşadığı değil, kendi hayatını nasıl yaşamak istediği önem kazanır.
Ariadne’nin ipi gibi, kadına kendi yolunu gösteren bir iç hat açılır.
Ariadne’nin labirenti “savaş” hikâyesi değildir.Bu, bir yüzleşme hikâyesidir.
Kadının Minotauros’u genelde şunlardan biridir:
Kadın bu korkunun yanına gittiğinde onu savaşarak yenmez;onun içindeki gerçeği görerek çözülür.
Ve labirent çözüldüğünde yol açılır.
Bir kadının arayış yolculuğunda en güçlü şey bilgidir, ama bu akademik bilgi değildir.Bu bilgi:
Ariadne’nin ipi tam olarak şunu temsil eder:
“Yolumu karanlıkta bile bulduracak içsel bağlantım var.”
Bu bağlantı kopmaz.Sessizleştiğinde güçlenir.Kadın kendini duymaya başladığında görünür.
Arayışçı kadın, dış dünyadan değil iç dünyadan yola çıkar.Kaderin kurbanı olmaktan çıkıp kaderinin yazarı olur.
Ariadne arketipi:
Bu yüzden Ariadne, “arayış” mitlerinin en güçlü kadın figürüdür.O bir savaşçı değildir, bir bilge kadındır.Kendi bilgeliğini başkasına rehberlik ederek görünür kılar.
Ariadne alanına giren kadın:
Bu yolculuk sonunda kadın, başlangıçtaki kadın değildir.Aynı kalmayı seçmez.
Artık kaderin nesnesi değil, öznesidir.Artık hikâyenin kurbanı değil, yazarıdır.
Labirent bir kapatılma değil, bir geçittir.Ariadne bir kurtarıcı değil, bir hatırlatıcıdır.
Ve kadın arayış yolculuğuna çıktığında aslında kaybolmaz;kendi merkezine yürür.
“Kadın kaderin kurbanı olduğu yerde değil,kendi yolunu aramaya başladığı anda özgürleşir.”